YA HAYIR SÖYLE YA DA SUS!

14 Ocak 2012 Cumartesi

İÇ SES

Durmayan bir iç ses
Devamlı fısır fısır konuşuyor kulağımın dibinde
Vicdan mı demem lazım acaba?
Bu kadar doluyken içim, bu kadar yaklaşmışken doğru durmaya
Hata yapmak niye ya da şöyle diyeyim bile bile neden yanlış yapıyorum?
Tembellik mi, boş vermişlik?
Her ikisi de.
Sınırlarımız belli, kırılgan bir fanusun içinde yaşıyoruz diğer fanuslardan farkı daha büyük olmaları,
gerçek bu, yok olup gidiverecek bir dünya bizimkisi, gerçek ama değil, yaşlanan bir ağaç adeta, bir gün iyice yaşlandığında kökleri kuruyup yıkılıverecek ve bu dünyadaki ömrünü tamamlayacak ama o öbür dünyada olacak mı?
Biz olacağız, biz öbür dünyanın, aynanın arkasındaki gerçek dünyanın içinde olacağız, kendi gerçeğimizi orada tamamlayacağız.
İçimi açıp bakıyorum şimdi, naif, çocuksu, daima şikayet eden, ufak şeylerden heyecanlanıp mutlu olan, saf ama uyanık geçinen, kendini güçlü görüp bir rüzgarla darmaduman olan, kaprisli, huysuz biriyim ama daha çok çocuğum, şevkat bekleyen bir çocuk.

6 yorum:

Profösör dedi ki...

Sevgi, şefkt, merhamet, imanın özünü teşkil ediyor. Cenaıb Allah; "Benim merhametim herşeye kaplar" diyor. Bize bahşedilen sevgi, şefkat merhameti, bizim de etrafımıza yansıtmamız gerekiyor. bu inançla da karşılığıın aynen görüyoruz.

Sitare dedi ki...

Çoğumuz boyleyiz yalnız değilsin .

uzunincebiryol dedi ki...

Pröfösör, çok teşekkür ederim yorumunz için.

uzunincebiryol dedi ki...

Sitare, hoş geldin:)

Aslı dedi ki...

Niye böyleyiz? insanız çünkü. Bütün mesele bu inan. Hepimiz yaşıyoruz bu dönemleri, sonra geçiyor. Sonra yeniden yaşıyoruz, ah o şefkat isteyen çocugu susturabilmeyi çok isterdim..

uzunincebiryol dedi ki...

Aslıcım, hepimiz insanız evet, nefsimize kurban ediyoruz kendimizi bazen farkında oluyoruz bunun bazen değil.